Ünlü yönetmen Derviş Zaim’in, Altın Portakallı yeni filmi Nokta, hem hat sanatıyla sıkı sıkıya ilişkili derin bir hikaye anlatıyor hem de şahane bir gerilim, macera tadı taşıyor. Mazlum Çimen’in müzikleri de filmi taçlandırıyor. Derviş Zaim, Nokta’dan hareketle çarpıcı açıklamalarda bulundu
Nokta’da sizin tabirinizle bir ‘aksiyon çizgisi’ var. Hat sanatı denince daha bir huşu dolu, dingin bir film izleyeceğiz sanmıştık.
Filmde dinginlik, sessizlik ve huzur var zaten. Aksiyon, tam da bu dinginlikle kontrast oluşturuyor. Hat sanatının iklimini, bu zıtlık sayesinde daha iyi kavrayabiliriz.
Gözü dönmüş gangsterler ile hattatların birlikte boy göstermesi fikri nasıl doğdu?
Konya’da 10 yıl kadar önce bir el yazması Kur’an çalınmıştı. Nokta’nın esin kaynaklarından biri bu olaydır.
Geleneksel sanatlarımızdan yararlanarak sinemada bir açılım sağlamak nasıl bir iştir?
Gelenekten iki metot ile yararlanmak mümkün. Birincisi, ‘kes yapıştır’. Geleneğin kimi unsurlarını alır, filminde kullanırsın. Itri’yle ilgili bir film yapacaksındır, Itri’nin müziğini kullanırsın. İkinci yöntem, geleneğin bazı yapılarını yorumlayıp onlardan metaforlar üretmektir. İkinci yöntemde, mevzuya derinlemesine vakıf olmaya çalışarak bir tazeleme çabası ortaya koyuyorsunuz.
Hüsn-i hattaki ‘ihcam’ yani yazıyı eli kaldırmadan yazma sanatından hareketle, Nokta’yı tek plan halinde çektiniz.
Hat sanatında, harfleri birbirine bağlamada çok incelikli yöntemler var. Ben filmde gösterişçi olmamaya özen gösterdim. Hurufiliğe dalarsanız işin içinden çıkamayabilirsiniz. Filmi fazlasıyla biçimci hale gelebilirdi. Kendi ayağıma kurşun sıkmamaya gayret ettim.
ENERJİM VARKEN FİLM YAPAYIM
Filmde kullanılan ‘Afallahu anh’ (Allah onları affetsin) hattını kim yazdı?
Hattat Fuat Başar Bey yazdı. Filmin bana hoşnutluk veren yönlerinden biri de budur.
‘Afallahu anh’ ‘Allah onları affetsin’ ifadesini seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Meşhur levhalardandır. Film de ahlaki sorumluluk, vicdan ve affetmekle ilgili olduğu için tercih ettik. Hat sanatının yordamına, ruhuna, geleneksel ifadelerine de uyumlu davranmak gerekiyordu.
Cenneti Beklerken’de minyatür, Nokta’da hattı gündeme taşıdınız. Hidayete mi erdiniz?
Ben on yıl önceki adam mıyım, ayrı bir tartışma konusudur. Filler Ve Çimen’e de, Çamur’a da, Tabutta Rövaşata’ya da sahip çıkarım. Yazdığım romana da sahip çıkarım...
Sahi, Ares Harikalar Diyarında adlı, 1995’te yayınlanmış bir romanınız var. Sonrasında neden roman yazmadınız?
Galiba insan 50-60 yaşlarına kadar sinemayla ilgili yapmak istediklerini yapmalı. Çünkü yönetmenlik çok yoğun fiziksel enerji gerektiriyor. Henüz enerjim varken sinema alanında hareket edeceğim.
Nokta minimalist bir film. Neden böyle?
Çağımızda bir gürültü ve görüntü kirliliği yaşıyoruz. Sinemada, özellikle Amerikan sinemasında da bu görüntü karmaşası, kirlilik hakim. Buna iki türlü karşılık verilebilir. Ya onlarla kıyasla minimalist filmler yapacaksınız ya da farklı bir yapı kuracaksınız. Minimalizmin bu anlamda önemli bir fonksiyonu var.
Oryantalist gözü okşayacak filmler yapılıyor. Sizin filminizde böyle bir yön yok.
Elbette. Bu büyük bir tuzak. Oryantalist yaklaşıma girerseniz kendinizi hamamlarda, saraylarda, egzotik bahçelerde bulursunuz. Batılı talebi karşılamak üzere film yapmayı doğru bulmuyorum. Yabancılar bizden, ya egzotik filmler ya da sokaklarda karılarını döven adamlara dair minimalist filmler yapmamızı bekliyorlar. Bunları yapmak, esas meseleyi ıskalamak anlamına gelir. Başkalarının taleplerini karşılamak için film yapan kimse, kendine ihanet ediyor demektir. ‘Otantik temsil’ meselesi önemli. Yani ‘Biz içinde yaşadığımız çağı ve kültürü nasıl temsil edebiliriz?’ sorusunun cevabını aramakta yarar vardır.
SEYİRCİ FİLMDEN ZEVK ALMALI
Entelektüel yönetmen olarak tanınıyorsunuz. Nedir bu?
Okumaktan, yazmaktan hoşlanıyorum. Filmlerimde de yüksek beklentileri olan seyircilere de hitap etmeye çalışırım. Sinemayı eğlence olarak gören adamı ihmal etmediğim bilinsin. Seyircinin filmden zevk alma hakkını gözetirim. Sıkmak, en büyük günahlardan biridir. Entelektüelim ama sıkıcı değilim.
Entelektüellerimiz aslında gelenekle pek de barışık değil. Neden sizce?
Dille, yazıyla olan bağımız cılız olduğu için gelenekten de uzağız. Osmanlı’nın ürettiği değerlerin reddi söz konusu. Osmanlı’ya ait her şey kötüdür gibi bir anlayış da vardır. Bütün bunlar, gelenekten istifade etmemizi engelliyor. Halbuki gelenek, üzerinde yükselebileceğimiz bir kaidedir. Hayatımızı zenginleştirebilmemiz esasen geleneksel değerlerimizi dönüştürmedeki başarımıza bağlıdır.
İleride polisiye çekeceğim
Nokta’nın seyirciden gördüğü ilgi ne düzeyde? Memnun musunuz?
Bir filmim vizyona girdikten sonra ben kendimi olabilecek en kötü sonuca hazırlamaya gayret ederim. Ondan fazlası bonus’tur.
Nokta’nın setinde enteresan şeyler oldu mu?
Bizim setimizde en çok harcanan şey koruyucu güneş yağıydı. (Gülümsüyor.) Mehmet Ali (Nuroğlu) filmde epey dayak yiyor, biliyorsunuz. Provalarda da çekimlerde de çok hırpalandı. O kadar çok dayak yedi ki, görüntü yönetmenine gidip ‘Yönetmenden rica et de beni daha az dövsünler’ demiş. (Gülümsüyor.)
Çekimler toplam kaç gün sürdü?
12 gün. Allah herkese böyle çekim nasip etsin. Ama 6 ay da çekim sonrası işlemler sürdü.
‘Allah, kötü bir şey diler mi?’ gibi sorular da soruyor film... Bundan kastınız neydi?
Kötülük / şer problemi temel bir problemdir. Teolojik bir meseledir. Bu tür tartışmalar, başkaraktere bir derinlik, filmin hikayesine farklı bir katman katacaktı... Filmde bir de ‘Allah’tan bağımsız bir iyilik olabilir mi?’ sorusu var.
Böyle büyük bir soruyu, bir sinema filminde tartışabilmek...
Sinema filmi bir doktora tezi değildir. Sinemanın imkanları ve gerekleri çerçevesinde konuyu ele aldık.
Cenneti Beklerken ve Nokta’dan sonra geleneksel sanatlarla ilgili bir film daha yapacaksınız...
Adı
Gölge
, gölge tiyatrosunun biçimsel niteliklerini sinemaya yansıtmayı deneyeceğiz.
Nokta’daki polisiye tadı sürdürmeyi düşünüyor musunuz?
Evet. Kara filmin önemli isimlerini bilirim. Polanski’nin
Çin Mahallesi
bence çok önemlidir. Üniversitede öğrencilerime de izletiyorum.
Gölge
’den sonra kara film, polisiye türünde filmler çekeceğim.
MURAT MENTEŞ