Emin Pazarcı'nın söyleşisi
Kantarcı, henüz tehcir kararı ortada yokken ABD Kongresinin Ermenilerin “katledildiği” kararını aldığını söyledi: “1895 yılında tehcirden önce ABD kongresinde ‘Türkler Ermenileri katletmiştir’ kararı çıktı. Ertesi yıl da Başkan onayladı.”
Kantarcı, yeni ABD Başkanı Obama’nın da diğer başkanlardan farklı davranmayacağını ve aynı tiyatroyu oynayacağına işaret ederek, “O da diğerlerinin yaptıklarını yapacak. Obama’nın kafası beyaz gibi işleyecek” diye konuştu.
Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şenol Kantarcı, geçmişte Ermenilere millet bilincini veren ABD’nin, bugün Ermenileri de Türkiye’yi de kullandığını söyledi. Sözde Ermeni Soykırımı konusunda Amerika’da her yıl aynı tiyatronun oynandığını ve ABD’nin bu konuyu Türkiye’ye karşı bir kart olarak gördüğünü belirten Kantarcı, “Obama da diğer başkanlardan farklı davranmayacak. O da aynı tiyatroyu oynayacak. Tasarının yasalaşması yine son dakikada önlenecek. Obama zenci olabilir, fakat beyni beyaz. Obama’nın kafası beyaz gibi işleyecek” dedi.
Kantarcı, Türkiye’de kamuoyunun bilmediği son derece önemli bir bilgi vererek, henüz Osmanlı tarafından tehcir kararı alınmadan 20 yıl önce 1895 yılında ABD Kongresinden “Türkler Ermenileri katletmiştir” kararının çıktığını açıkladı. Kantarcı, Emin Pazarcı’nın sorularına şu cevapları verdi:
Soru: Ermeni iddiaları, yıllardır Türkiye’nin başını ağrıtan bir problem. Obama’nın da Ermenilere sözler verdiği belirtiliyor. ABD bu işe daha fazla müdahil olursa, Türkiye açısından neler yaşanır?
Kantarcı: ABD’de başkanlığa aday olan her isim, orada yaşayan Ermenilerin oylarını kazanmak için bu tür sözler verir. Ermeniler 1965’i sözde soykırımın 50. yılı olarak alıyorlar. 65’ten sonra dünyanın çeşitli yerlerinde propaganda faaliyetlerine başlıyorlar. 1973- 1985 arasında da Asala terör örgütü faaliyetleri karşımıza çıkıyor. 1984’ten itibaren ABD Temsilciler Meclisi ve Kongresine bu konunun her yıl rutin bir şekilde geldiğini görüyoruz. Amerika’da bir AAA ve ANKA dediğimiz iki tane ermeni lobi grubu var. Bunlar Başkan’a mutlaka mektup yazıyorlar. Başkan da her yıl onlara cevap gönderiyor. Yalnız, baba Bush’tan alın, başkanların hiç birisi soykırım kelimesini kullanmıyor.
Soru: Yani konu sürekli olarak Kongreye geliyor, ancak bir türlü yasalaşmıyor. Her seferinde Türkiye müdahale etmiş ve önlemiş oluyor.
Kantarcı: Her yıl bu konu Kongreye ya mektup ya da tasarı şeklinde geliyor. ABD, bunu bir kart olarak kullanıyor. ABD, bunun farkına 1990’lı yılların ortalarından itibaren tam anlamı ile vardı. Mesela daha önce İncirlik Üssü’nün süresinin 6 ayda bir uzatılması süreci vardı. Hemen bu uzatıma gitmeden önce bir bakıyorsunuz ABD Kongresi’ne bir tasarı hazırlanıp geliyor. Bir imza açılıyor tasarı için, Ermeniler için çalışan senatörler, Temsilciler Meclisi’nde milletvekilleri var. Bunlar imzaya açıp, bu işi alt komitelere atıyorlar. Komitelerde bu yüzde yüz kabul edilerek çıkıyor. Bu arada, konu Türkiye’de galeyanlara sebep oluyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan devreye giriyor. Her sene bu tiyatro oynanıyor. En acayibi 2000 Yılı’nda Clinton döneminde yaşandı. Tam Temsilciler Meclisi’nden çıkacaktı, ABD Genelkurmay Başkanı ve Başkan devreye giriyor. O zamanki Temsilciler Meclisi Başkanı Hasthert’e mektup yazıyorlar ve son anda Kongre’den çekiliyor. ABD yönetimi “Biz sizin yanınızdayız” diyor. Ama bu tiyatro her zaman oynanıyor.
Soru: Bu işin gerçeği ne? ABD, hem Ermenileri, hem de Türkiye’yi mi kullanıyor? Yani Ermenileri bize, bizi de Ermenilere karşı mı kullanıyor?
Kantarcı: Aynen, durum aynen bu. Düğmeye basılıyor, hezeyanlar yaratılıyor, ortaya bu tablo çıkıyor. Ondan sonra Ermenilere “siz çekilin” diyor. Zaten susuyorlar, susmak zorundalar. Ondan sonra da Türkiye’ye “Bakın biz bunu engelledik” deniliyor.
Soru: Karşılığı ne oluyor bunun?
Kantarcı: İncirlik Üssü’nün uzatılması, askeri işbirliği anlaşmaları oluyor. Yani burada stratejik olarak sizden istediklerini elde ediyorlar. Başkanlar da çok önemli bir hamleymiş gibi bunu dile getirip, “Bakın biz sizin yanınızdayız” diyorlar. Bu çok garip bir şey!
Soru: Siz buna tiyatro adını veriyorsunuz. Peki, Türkiye ne yapmalı? Bu tiyatronun her yıl oynanmasını nasıl engelleyebiliriz?
Kantarcı: Bunu Türkiye engelleyemez. Burada Rusya faktörü de var. Rusya’nın askeri üslerinin bulunduğu yerlerden bir tanesi de Ermenistan. 2008’deki Gürcistan hadisesinde de Ermenistan’dan kalkan uçaklar Güney Osetya’yı bombaladı. Rusya, Ermenistan’ın Türkiye ile yakınlaşmasını istemiyor. Rusya da Ermenilerin adım atmasını istemiyor. Ermeniler, yakın oldukları için Rusları da dinliyorlar. Her Ermenistan Devlet Başkanı seçildiğinde ilk ziyaret ettiği yer Moskova’dır.
Soru: Sanırım Amerikalılar, Türkiye’ye şöyle bir tavsiyede bulunuyorlar: Ermeni meselesini Rusya’nın kucağından alalım, kurtaralım, kendi istediğimiz eksene getirelim. O zaman çok daha rahat çözeriz.
Kantarcı: Amerika, bu değdiniz noktaya 2000 sonrasında geldi. Bu konuda uğraş da veriyor. Amerikalı yetkililerle de çok oturup konuştum, tartıştım. ABD bunu yapmaya çalışıyor, ama tavizi hep Türkiye’den istiyor. Ermenistan’a yönelik bir baskı yapılmıyor. Ermenistan, başta bizim sınırlarımızı tanısa, en büyük sorun bu. ABD ve Avrupa, Türkiye’ye “sınırları açın” diye bastırıyor. Sınırı tanımadan nasıl açalım? Bu mantığı bir kere düşünmek lazım. ABD, 2003 Martında Irak’a girdi ve bu defa Kafkaslarda da istikrarı sağlamak gerektiği üzerinde yoğunlaşmaya başladı. ABD’nin bu yaklaşımı mantıklı.Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı buradan geçiyor. Şahdeniz, Tiflis, Erzurum boru hattı var. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı var. Nabuko düşünülüyor, Ukrayna-Rusya krizinden sonra. Tamam, ABD istikrarı düşünüyor, ama ben PKK terörünü çözemiyorum. Burada ne yapılmaya çalışılıyor? Dehşet derecede PKK bu bölgede terörist faaliyetler güdüyor. ABD, bu bağlamda niye istikrar istemiyor?
Soru: Acaba istikrar konusunda isteğinde samimi değil mi? Yoksa başka sebepler mi var?
Kantarcı: Evet, acaba başka planlar mı var? Bu bölgeyi tamamen karıştırıp, o BOP projesinde Kürdistan’ı kurmayı mı düşünüyor? İstikrarsızlığı artırarak, bölge halkını ayaklandırarak, PKK terörünü kullanarak v.s.
Soru: Ermeni konusuna ve ilk baştaki soruya dönersek, bir tiyatrodan bahsettiniz. Peki Obama ne yapacak? O da bu tiyatronun bir parçası mı olacak?
Kantarcı: Kesinlikle öyle. Bunun alt yapısı da şu: Geçen yıl Nancy Pelocy Temsilciler Meclisi Başkanı oldu. Kimdir bu kişi? Ermeni lobisinin Temsilciler Meclisi’ndeki en aktif üyelerinden birisidir. 1990’lı yıllardan beri çok ateşli savunucularından ve çalışanlarından biri. Geldi ve herkes şu yorumu yaptı: Bitti, Ermeni soykırımı Temsilciler Meclisi’nden çıkacak, artık bunun kaçarı yok, denildi. Ben buna karşı şu analizleri yaptım: Bütün Temsilciler Meclisi kayıtlarını okuduğum için “hayır” dedim. O da ABD’nin çıkarlarını düşünecek. Obama görüntü olarak zenci olabilir, fakat beyni beyaz. Kafası beyaz gibi işleyecek. Obama sözler verdi, Başkanlığa oturdu, fakat çok yakında göreceksiniz, Obama Ermenilere bir mektup yazacak. Sistemli yok etme kelimesini kullanacak. Bir şablon var, o biri iki değişiklikle her yıl okunuyor. Obama da kabul etmeyecek. Dikkat edin Davos’taki “One minüte” hadisesinden sonra çok enteresandır BM Genel Sekreteri’nin açıklaması “Biz bölgenin en önemli gücü olarak Türkiye’yi görüyoruz” dedi. Obama ile Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan görüştüler. Orada da aynı şey oldu. Tayyip Bey, özellikle Ermeni konusunda Obama’dan destek istedi. Obama da “Biz Türkiye’yi bölgesel güç olarak görmek istiyoruz” dedi. Bu da çok önemli çıkıştı. Obama’nın Türkiye’yi kırmayacağına yönelik bir argümanımız da şu: Türkiye ile Ermenistan arasında geçen Ağustos’ta başlayan futbol diplomasisi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın maçı izlemeye gitmesi. Ardından da ılımlı açıklamalar yapılması. Yalnız, Sarkisyan dışarıda bu konu gündeme geldiğinde farklı konuşuyor, Ermenistan’da farklı konuşuyor. Sarkisyan’ın da yeni Dışişleri Bakanı Nalbatyan’ın da açık ve net mesajları şu: Biz bu davadan vazgeçmeyeceğiz.
Soru: Bu açıklamaları iç kamuoyuna yönelik mi yapıyorlar, yoksa gerçek düşünceleri mi bu?
Kantarcı: Gerçek niyetleri bu.. Niye biliyor musunuz? Ermenistan şu anda bölgede sıkıştı. Azerbaycan ve Türkiye ile sorunlu bir Ermenistan var. Nefes alamıyor ve sürekli göç veriyor. Bunu yapmak zorundaydılar.
Soru: Sıkıştılar, ama yine de söylemlerinden vazgeçmiyorlar.
Kantarcı: Eğer batı bastırıp, bunu Sarkisyan’a yaptırabilirse, gerçekten Ermenistan’ı batı kulübünün içine sokmuş olur. Ancak bu çok zor. Sarkisyan ile ilişkilerimizin en sertleştiği dönemdeki Koçaryan’ı yan yana koyduğunuzda ikisi de Karabağ doğumlu. Bu konuda Sarkisyan’ın ılımlı olması mümkün değil. Sözde soykırım konusunda adım atması çok zor. Sarkisyan bu açılımları yapıyor, ama şaşırtıcı. Buna kanmamak gerekiyor. Bunları dışarıda sözlü olarak ifade ediyor. Türkiye ile yazılı bir taahhüde oturmuyor. Ermenistan’a gidiyor, “Bi soykırımdan asla vazgeçmeyeceğiz, Türkiye bunu kabul edecek, özür dileyecek, şunu bunu yapacak” diyor. Anayasa’sında 13. Maddesi’nin 2. Bendinde Ağrı Dağı Devlet Arması olarak gösteriliyor. Sınırlarımızı tanımıyorlar. Bunlara yönelik yazılı bir taahhütte bulunmuyor.
Soru: Bu tavır Ermenistan’ın tek başına oluşturduğu bir tavır mı, yoksa arkasında başka güçler de var mı?
Kantarcı: Rusya, baktı ki Ermenistan batıyla yakınlaşma süreci içine girdi, Moskova, “artık ben de varım” dedi. Gürcistan olayı ile birlikte batıya bu bölgede kendisinin etkili olduğu mesajını verdi. Batıya, Azerbaycan ve Ermenistan ilişkilerinde de “Bana sormadan bir şey yapamazsınız” dedi. Medvedev, Sarkisyan ve Aliyev’i çağırdı ve Karabağ konusunda uzlaşmalarını istedi. Rusya, Gürcistan’ı kaybetti, Ermenistan’ın da batıya yaklaşmasını istemiyor.
Soru: Peki batının politikası ne? Amerika ne yapmaya çalışıyor?
Kantarcı: ABD, bir taraftan istikrar istiyor, bir taraftan da sanki o Hıristiyanlık ruhu bu noktada hep Ermenistan’ın tarafını seçmesine yol açıyor. Ermenistan ezilmesin, Türkiye taviz versin diye düşünüyorlar. Örnek mi istiyorsunuz Kıbrıs. Kıbrıs’ta batının her istediğini yapmadık mı?
Soru: Batının geçmişte Ermenilere verdikleri sözler var. Bu taahhütler de bugünkü politikasında etkili olabilir mi? Mesela Bogos Nuğbar Paşa’nın batıya ve özellikle Fransa’ya yönelik “Bize sözler verdiniz, kullandınız, sözünüzü yerine getirmediniz” türünden serzenişleri var…
Kantarcı: Bu çok güzel bir bakış. Dürüst ve sosyalist Ermeni aydınları da haklı bir çıkışta bulunuyorlar. Özellikle Amerika’ya “Siz bizi kullandınız” diyorlar. Bu kullanmada Avrupalı devletlerinin her birinin yüzde 10-15 hissesi varsa, Rusya yüzde 20’lik bir hisseye sahipse, geri kalanın büyük bölümü Amerika’ya ait. Amerika, çok örgütlü bir şekilde Osmanlı’da uyuyan Ermenileri canlandırdı. Açtığı misyoner okullarıyla, kolejleriyle… Önce bunlara Ermenice öğretildi. Amerika’ya götürüldüler, her birine tıp eğitimi, değişik alanlarda eğitim yaptırıldı. Ayrıca, ilahiyat, Hıristiyanlık eğitimi verilen üniversitelerde ihtilalci fikirlerle yetiştirdiler. Nasıl Bulgar ihtilalcileri İstanbul’da Robert Kolej’de yetiştirildiyseler, Anadolu’da da Ermenileri yetiştirdiler. 1821-1829 Yunan isyanının çıkmasından ve Yunanistan’ın Osmanlı’dan ayrılmasından sonra Osmanlı bürokrasisinde Ermeni kökenliler popülerlik kazanmaya başladılar. Amerikalı tüccarların Osmanlı Devleti içerisindeki ticaretlerinde simsar olarak – ki bunu 1830 Osmanlı Amerikan anlaşmasına da koydurdular- Ermenileri kullandılar. Anadolu’da eğitimli bir burjuva Ermeni toplumu ortaya çıkardılar. İlk Ermeni tasarısı 1894 yılında Amerikan Kongresi’ne geliyor. 1895 yılında Amerikan Kongresi’nden “Türkler Ermenileri katletmiştir” kararı çıkıyor.
Soru: Yani tehcirden ve gerçekleştiği ileri sürülen sözde Ermeni soykırımından çok önce…
Kantarcı: Yok, yok daha ortada tehcir yok. Abdülhamit dönemi, 1890-1896 arasında Anadolu kaynıyor. İsyanlarla kaynıyor. Van’da çok büyük isyan çıkıyor. O dönemde genosit kelimesi yok. Genosit 1948’de BM’ye gelecek, 1951’de kanunlaşacak falan. 1894’de ABD Kongresi’ne geliyor, 1895’de karar çıkıyor. 1896 yılının ocak ayında Başkan’ın imzası ile resmi olarak “Türler Ermenileri katletmiştir diye karar çıkıyor. Çok ilginç bir şey daha söyleyeyim, 1975 yılında Temsilciler Meclisi’nden kabul edilerek çıkıyor. O zaman hatırlayın, Amerika’nın Türkiye’ye ambargosu var, Kıbrıs Harekatından dolayı. Türkiye de hiçbir şekilde bunu kale almadı. Basına bile yansımadı. İşte bu noktada diyorum ki, Türkiye tepkisiz kalsa bakalım ne yapacak Amerika?
Soru: Sizce ne olur? Bu karar çıkar mı? Veya çıksa ne olur?
Kantarcı: Hata yaptık, çok yerde hata yaptık. En büyük hatamız 2001 yılı Kasım ayında oldu. Fransa’da bunun soykırım olarak kabulü önce Meclis’ten çıktı. Ondan sonra Hükümet onayladı. Chirac yaklaşık olarak bir aya yakın bekletti. Bu bir milattı. Uruguay, Arjantin Parlamentosu kabul etmiş, 16 devletin meclisi kabul etmiş. 2001’deki Fransa’nın ardından bir 16 daha kabul ediyor. Fransa’ya bakıyorlar, Fransa’ya karşı Türkiye önemli bir yaptırımda bulunmadı. Bulunmayınca 2001 yılı milat oldu. Oysa, gösterilebilecek en büyük tepki gösterilmeliydi. Pierre Cardin giymeyeceğim gibi basit tepkilerle bu önlenemezdi. ABD’ye gelirsek, düşünün ki çıkardılar ne olacak? Kullanacak kozları kalmaz Türkiye’ye karşı.
Soru: Sizin söylediklerinizden 1) Bu işi başımıza bela eden Amerika. 2) Bugün de kullanan yine Amerika sonucu çıkıyor.
Kantarcı: Uluslar arası platforma taşıyan en önemli etkin ülke Amerika’dır. Millet bilincini veren odur. Ruslar kullanmışlardır. Ruslar bölgesel çıkarları için kullanmışlardır. Hala da kullanmaya devam ediyor. Amerikan manda tarihinde Ermenistan kurulması düşünülüyordu. General Harvard gönderildi, ABD’den 1919’da 110 kişilik bir heyetle geldi. Mustafa Kemal’le görüştüler, Sivas’a gittiler, Erivan’a gittiler. Harvard, olayların Ermenilerin anlattığı gibi olmadığını Anadolu’da gördü. Bir de Erzurum’da Kazım Karabekir Paşa gezdirdi, mezarlıklar falan gezdirildi. Baktı ki, anlatılanlar gibi değil. Ondan sonra Erivan’a gitti, ABD Kongresi’ne bir hesap çıkarıp götürdü. “Bize şuna mal olur” dedi. Ondan sonra Amerikalılar Ermenileri unuttular. İşte onun için sosyalist aydınlar “Siz bizi zamanında sattınız, unuttunuz” diyorlar.
Soru: Yani onlar da kullanıldıklarını açıkça söylüyorlar. Peki, 1915’te ne oldu? Biraz da onun üzerinde duralım.
Kantarcı: Evet, “Bizi kullandınız” diyorlar. Tam tabloyu görmek istiyorsanız, bugün Güneydoğu konusuna nasıl bakıyorsan, nasıl değerlendiriyorsan, dünkü 1890-1895 tıpkısının aynısı. Bugün Güneydoğu konusu neyse, dünkü Emeni meselesi de o. Tarihe nereden baktığın önemli. Biz Ermenileri yazdığımız zaman “Ermeni isyanı” deriz. Bir Ermeni de “Anadolu’daki bağımsızlık mücadelesi” diye yazar. PKK eşittir o dönemdeki Taşnak. Bu tamamen fotoğrafın kendisidir. Taşnak örgütünün askerlere pusu kurması, köyleri basması bile aynı. Osmanlı arşiv belgelerinde şunu görüyorsunuz, Amerikalıların sağladığı havan topları var. Mesela, Merzifon Amerikan Koleji’nin depolarında silahlar bulunuyor. Ermeniler depolamış. Atatürk kapattırıyor buraları. 1915’te ne oldu? Savaş ortamındayız, seferberlik ilan edilmiş. Yaklaşık 8 asır hiçbir şey olmamış, 1915’te birden bire “Biz sizi gönderiyoruz” denilmiş. Bu mantığa aykırı. 1890’larda Abdülhamit Omsalı Padişahı. Ermeniler, bu okullar sayesinde sürekli çifte pasaport alarak Amerika’ya gidiyorlar. Abdülhamit, Amerika’ya nota gönderiyor. “Karşılıklı anlaşmaya varalım, Ermenilerin Amerika’ya gidişine dur diyelim. Benim burada vatandaşlarım, nüfusum azalıyor” diye. Amerikan Başkanı bunu Meclis’e taşıyor, bunu tartışıyorlar ve sonunda bir anlaşma yapılıyor, göçleri engellemek için. Sene 1890-1895. Durum buyken 20 yıl içerisinde ne oldu ki, 20 yıl önce Ermenilerin Amerika’ya göç etmesi devletin başındaki kişi tarafından engellenirken, 1915’e gelindi. Sebep, savaşın içerisindesiniz, bir var oluş, yok oluş mücadelesi veriyorsunuz. Sizin içinizde teba-i sadıka dediğiniz insanlar sizi satmaya, arkadan vurmaya, Rus ordusu saflarına geçmeye başlıyor. Karekin Pastırmacıyan, Osmanlı Meclisi’nde Erzurum milletvekili, savaş başlayınca Osmanlı onu 3. Ordu’ya atıyor. O da ordu içindeki 3 bin Ermeni’yi teşkilatlandırıp, Rus saflarına katılıyor. İçinizden ihanet edenler var ve Ermenistan’ın kurulması isteniyor. Savaşın içindesiniz ve yenik çıktığınız an da biteceksiniz. O bölgede Ermenistan kurdurulacak. Ermeniler size ihanet ediyorlar. Tehcir kararı, 27 Mayıs 1915’te çıkıyor. Nisan 1915’te Van’da çok büyük çaplı bir Ermeni isyanı çıkıyor. O dönemde Taşnak’ın terörist başı Aram Manukyan. Ruslar tarafından, 1 Mayıs’ta. Van’ın ilçelerine atamalar yapılıyor. Resmen devlet içerisinde devlet kuruluyor. Siz bir var oluş yok oluş mücadelesi içindesiniz. Bunu kendileri de yazıyorlar. Osmanlı devlet adamları o dönemde oturuyorlar, bu soruna bir çözüm bulmak için yine Osmanlı toprakları olan Şam, Halep, Kerkük, Musul’a gönderiliyorlar. Gönderilmek zorundaydı. Bu bir ulusal güvenlik kararıdır. Alınmak ve yapılmak zorundaydı. Türklüğün mantığında katliam yok. Katliam olsaydı, bunları niye yollara gönderesin? Bunlar dağıtılmışlar, sonra malları tespit edilip kendilerine verilmiş. Bir paşanın hatıralarından okudum, “Cemal Paşa Suriye’deydi. 250 bin kişi ile oraya gelmişti. Bir Ermeni’nin saati çalınmış. Cemal Paşa askeri buldu ve orda idam ettirdi” diyor. Doğru mu yaptı, yanlış mı yaptı, yargılamadan bu kararı verdi. O ayrı, ama Cemal paşa saatine bile dokunulmasını kabul edememiş.