Economist dergisinde yayınlanan makalede Başbakan Erdoğan şu ifadelerle eleştirildi:
Türkiye Başbakanı Erdoğan ve onun Adalet ve Kalkınma Partisi Anayasa Mahkemesi’nden kapatma cezası almaktan kıl payı kurtulduğunda, en büyük soru işareti kararın ardından hangi Erdoğan’ın öne çıkacağıydı. Cesur reformları ile 2005’te AB ile üyelik müzakerelerinin başlamasına katkıda bulunan, ideolojik davranmayan pragmatik lider mi? Yoksa müdahaleci ve AKP’ye İslamcı kökleri nedeniyle darbe vurmaya can atan generalleri 2007’deki seçim zaferinin hemen ardından türbanı üniversitelerde serbest bırakmaya çalışarak kışkırtan, dogmacı ve ani tepki gösteren Erdoğan mı?(...)
Endişe verici ama görünen o ki, yanıt: İkinci seçenek. Erdoğan, giderek daha otokratik ve gerçeklerden kopuk gibi görünüyor. Ve hem parti içinde hem de dışında inandırıcılığı olan siyasi rakipleri bulunmadığı için bu, Türkiye’nin, durgun ve başı boş, AB üyeliğinden her zamankinden daha uzak gibi gözükmesine yol açıyor. (...)
Yasal sorunları geride bırakmasının ardından Erdoğan’ın uzun bir süreden beri ertelenen siyasi ve ekonomik reformların gerçekleştirileceği umudu vardı. Ancak bunun yerine Erdoğan giderek artan sert bir milliyetçi çizgiyi benimsedi. Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanı Başbuğ ile partisinin yeni bir kapatma davasının hedefi olmaması karşılığında ordunun nüfuzunu azaltan reformları dondurduğu bir anlaşmaya vardığı söylentileri var...
Bu sırada da AB’den ilham alınarak başlatılan yeni anayasa çalışmaları askıya alındı. Yargısız infazlar ve polis işkencesi haberleri artıyor. Bir zamanlar sayın Erdoğan’ın en sadık destekçileri olan Türkiye’nin liberal aydınları ve Avrupa Komisyonu homurdanıyor. Erdoğan’ın yanıtı da, bazı başbakanlık muhabirlerinin akreditasyonunu iptal etmek oldu.
Erdoğan’ın destekçileri, hükümetin ataletinde, Mart ayında yapılacak yerel seçimlerin etkili olduğunda ısrarlı. Erdoğan daha büyük bir güç kazanarak çıktığı 2007 seçimlerinden sonra kendisine oy vermeyenler de dahil olmak üzere bütün Türkleri kucaklama sözü vermişti. Ama şimdi bu seçmenleri yabancılaştırmış görünüyor. Yolsuzluğun da saflarına bulaşmaya başladığı AKP, sandığa gömdüğü yorgun eski partilere benzemeye başlıyor.
Erdoğan’a destek veriyordu
Economist dergisi, geçen yıl mart ayında, Erdoğan’ın Türkiye’nin laik, Batı yanlısı yönelişine dokunmadığını belirtmiş, AKP’nin gerçekleştirdiği reformların AB müzakerelerinin başlatılmasını sağladığını, yüksek ekonomik büyümenin elde edildiğini, AKP’nin anketlerde büyük farkla birinci parti olmayı sürdürdüğünü ifade etmişti. Bu yıl mart ayında da AKP hakkındaki kapatma davasını eleştirirken de “Hiçbir İslami parti, AKP kadar ılımlı ve Batı yanlısı olmadı” ifadesini kullanmıştı. Temmuzda “Bayraklar, Peçeler ve Şeriat” başlıklı yazıda ise, Başbakan Erdoğan ve kurmaylarının Kuran’dan esinlenen yasaları geçirmeye çalışmadığı savunulmuş, ve “Siyasi yasağı hak etmiyor” ifadesini kullanmıştı. The Economist, 2007 Nisan’ında da “Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Kumarı” başlıklı makalesinde de, “laik kesimin Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına itirazının yanlış olduğunu” yazmış ve ’En katı laikin bile Erdoğan hükümetinin olağanüstü başarılara imza attığını kabul ettiğini’ söylemişti.