Rakamlar ülkemizde spora gerekli ilginin gösterilmediğini, devletin sporcu sayısını arttırmak için yaptığı teşviğin yetersiz kaldığını gösteriyor. 2000 yılında yapılan son nüfus sayımına göre ülkemizin nüfusu 68 milyon civarında. Ülkemizdeki toplam lisanslı sporcu sayısı ise sadece 550 bin 345. toplamda bir milyon kişi düzensiz spor yapıyor. Yani bin kişiden sadece 7'si lisanslı sporcu. Bunların sadece 124.819'u bayan. Bin kişide ise sadece lisanslı bir bayan sporcu bulunuyor. Lisanslı sporculardan 374.461'i futbol'dan lisanslı ve bunun 813 adeti bayan futbolcu. Gerek futbol, gerekse diğer spor dallarındaki lisanslı sporcu sayısı sporda çağ atlamış batı ülkeleri ile karşılaştırıldığında olduça düşük. Nüfusu 70 milyona yaklaşan ülkemizde bir milyon civarında insan spor yaparken, 80 milyon nüfusa sahip Almanya'da 24 milyon insan 80 bin spor kulübüne üye olup düzenli spor yapmakta. Belçika'nın 9 milyona yakın nüfusuna göre 17 bin 500 spor kulübünde 1 milyon 350 bin kişi düzenli spor yapıyor. 10 milyon 18 bin 735 kişilik nüfusu ile ülkemizin en kalabalık şehri İstanbul'da ise lisanslı sporcu sayısı 51 bin 830.
Lisanslı Sporcu Sayıları
Ülke Nüfus Kulüp Sayısı Sporcu
Almanya 80.000.000 80.000 24.000.000
İtalya 57.080.000 70.000 14.000.000
Fransa 55.000.000 165.000 13.000.000
İngiltere 57.411.000 160.000 6.500.000
Hollanda 15.000.000 36.000 4.000.000
Portekiz 10.500.000 5.000 2.000.000
Belçika 9.890.000 17.500 1.350.000
Danimarka 5.135.400 9.808 1.850.000
Lüksemburg 378.400 1.100 120.000
Türkiye 67.800.000 5.800 550.345
Ayrılan Para Çok Komik
Gençlik Spor Genel Müdürlüğü (GSGM) özerk federasyonlar için 2008 yılında toplam 52 milyon 810 bin YTL bütçe ayırdı. Açıklanan bütçede en büyük payı atletizm ve güreş aldı. Bu bütçe Türk sporunun gelişmesi ve dünya sporu ile rekabet edebilmesi için yeterli midir? Kesinlikle hayır. Bunu bizler değil rakamlar söylüyor. 8.5 milyon nüfusu olan İsveç'te bu rakam 47 milyon dolar. Yani 57 milyon YTL. İsviçre'nin nüfusu ise 8.5 milyon olmasına rağmen harcadığı para 38.4 milyon dolar. Bu rakam İtalya'da 1006, Fransa'da ise 133 milyon dolar. Merkezi yönetmelerin spora harcakları para devlet bütçesinin büyük bölümünü oluşturuyor. Pekin'de madalyaları toplayan Amerika ve Çin'in başarı için sporculara, tesislere ve organizasyona harcadığı rakamları siz düşünün. Türkiye'nin savunma sanayiine ayırdığı paranın 5 yıl için 150 milyar YTL olarak konuşulduğu ülkemizde barış, kardeşlik ve sağlığı ön gören spora ayıracağı bütçenin çok daha fazla olması gerekmektedir.
Federasyonlar ve Bütçeleri
ATICILIK VE AVCILIK 1.000.000
ATLETİZM 5.000.000
BADMİNTON 800.000
BASKETBOL 3.000.000
BEDENSEL ENGELLİLER SPOR 1.500.000
BİNİCİLİK 350.000
BİSİKLET 1.500.000
BOKS 2.000.000
CİMNASTİK 1.000.000
ESKRİM 750.000
GÜREŞ 5.000.000
HALTER 3.000.000
JUDO 1.250.000
KARATE 800.000
MASA TENİSİ 500.000
OKÇULUK 1.100.000
OTOMOBİL SPORLARI 600.000
TAEKWON-DO 2.000.000
TENİS 750.000
VOLEYBOL 3.000.000
YELKEN 1.000.000
YÜZME 1.500.000
Devşirme Bir Kandırmaca
Yetkililer defşirme sporcular getirip göz boyamayıp sorunu çözmeye çalışırken Türk sporcuların da önüne kesiyorlar. Göz boyama taktiğiyle başarısızlığı ört pas etmek isteyen yöneticiler defşirme sporcularla hem kendilerini, hem de milyonları kandırmaya çalışıyor. Milyonlarca euro para harcanıp Türk vatandaşı yapılıp olimpiyatlara gösterilen ilgi ve verilen destek Anadolu'da Türk sporcularına verilmiş olsa bugün onların yerinde belki de bizim öz evlatlarımız olacaktı. Devlet öncelikle defşirme sporcu virüsünden biran önce kurtulmalı. Yetenekli sporcular keyşedilip bunun bir meslek gibi algılanması ve güvence verilmesi şart. Anadolu'nun iklimirne göre bilimsel olarak o yörelerin insanlarının hangi spor dallarında başarılı olacakları araştırılıp buralarda temelden ve köklü çalışmalar yapılmalı. Keşfedilen sporcular devlet güvencesine alınmalı.
Pekin'de Türk Olarak Yarışanlar
Atletizm
Elvan Abeylegesse (Etiyopya-Hewan Abeye)
Svetlana Sudak (Belarus Svetlana Suvak)
Selim Bayrak (Etiyopya-Shimelis Gırma Legesee)
Melis Karin Mey (Güney Afrika-Karin Mey)
Alemitu Çolakoğlu (Etiyopya-Alemitu Bekele Degfa)
Yüzme
Serkan Atasay (Ukrayna-Sergiy Sergeyev)
Deniz Nazar (Ukrayna-Dmytro Nazarenko)
Demir Atasoy (Ukrayna-Dmytro Cherkasov)
Güreş
Ramazan Şahin (Dağıstan-Ramdan İrbayhanov)
Masa Tenisi
Melek Hu (Çin-Hou Mei Ling)
Cem Zeng (Çin-Len Zeng)
Büyük ümitlerle gittiğimiz Pekin Olimpiyatları'nda yine ümit ektik, hüzün biçtik. Dünyanın bu en büyük organizasyonunda diğer ülkelerin sporcularını fıptayla izlerken, kendi sporcularımızın başarısızlığına derin bir "off..." çektik. Ama bundan önce olduğu gibi yine aynaya bakıp gerçekleri görmemezlikten geliyoruz.
Pekin Olimpiyatları'nı izlerken, "Sporda başarılı olan ülkeler bunu nasıl başarıyor da biz başaramıyoruz?" diye hep birbirimize soruyoruz. Oysa başarı detaylarda gizlidir. "Arpa eken buğday bitmez" misali başarıyı da varsayımlarla yakalamak imkansızdır. Bunun için öncelikle kafaların değişmesi gerekir.
Kişileri ve kurumları suçlamakla değil sistemi yargılamakla sonuca gidebiliriz. Öncelikle devletin spora ayırdığı bütçenin yükseltilmesi şart. Devlet ülke genelinde sporcu sayısını arttırarak başarılı sporcuları ekonomik güvence vermeli. İklime ve imkanlara göre Anadolu'da tüm spor branşları için insanlar teşvik edilmeli.
Gürkan Ertaç / Olağanüstü reform şart
1984 Los Angeles'taki 3 bronz madalyadan sonra 1 gümüş, 1 bronzla bana göre Olimpiyat tarihimizin en kötü sonucunu Pekin'de aldık. Sibel Özkan'dan sonra gümüş kazanan Elvan'ın Etyopya asıllı devşirme sporcu olduğunu gözönüne alırsak, Nazmi Avluca ile tek bronz madalya kazandığımız gerçeğiyle karşılaşıyoruz ki, tam anlamıyla bir felaket. 1960 Roma'da sadece güreşte 6 altın, 3 gümüş madalya aldık. Gümüş madalya alanlar ağladılar, hem de antrenörleri güreş devimiz Celal Atik'ten azar işittiler. Şimdi bakıyoruz aldığımız tek bronz madalya için Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Başesgioğlu kutlama mesajı gönderiyor.
Neredeydik, nerelere geldik.
Yazık, Paralar Sokağa Atılıyor
Bu devlet her yıl federasyonlara 53 trilyon lira ödüyor. Komik doğru.. Ama Tunus'un harcadığı para 10'da birimiz kadar, yüzmede altın madalya aldılar. Çöküşün hesabı mutlaka sorulmalı. Halteri ayağına düşürüp sıfır çeken, hiç güç göstermeden bırakanlardan, ringde havlu atanlardan, minderde sırtı yerden kalkmayanlardan, pistte, sokakta dökülürken "Beni zorla götürdüler, sakattım" diyenlere soruşturma açılmalı. Sakatlar olimpiyatına mı gittik biz nedir? Ekip Şefleri, yöneticiler, antrenörler de Pekin Olimpiyatları'nın turistik gezi, Çin Seddi'ni gezmek olmadığını da anlamalı. Çünkü 68 sporcuya, genel müdür, 6 ekip şefi, 12 genel yönetici, 23 antrenör, tam 42 kişi eşlik etmiş de. Bunlardan da ayrı ayrı rapor istenmeli. Tabii bir Olimpiyat dersi çıkarmak istiyorsak, yine üstünü örtmeyeceksek.