Ana Sayfa | İletişim | Haber Paylaşımı |
Millet Haber
Casus Uçak mı, Açık Hedef mi? MHP'nin İl ve İlçe Başkan Adayları Ahmedinejad Türkçe Konuştu AİHM'den Türban Davasına Ret

MERT: Polemikleri Ben Başlatmadım

Son dönem bazı polemiklere giren Mert, "Belli bir düzeyde durduğunuz sürece, polemik bir tartışma metodudur ve sakınılması gereken bir şey değildir" dedi... İşte Mert'in anlattıkları
Haberi Yazdır 18 Ağustos 2008 12:08


“Çok mülayim bir insan olmadığım ortada!

Türk medyasında özel bir yere sahip olan Nuray Mert ile yazarlığı, hayata karşı duruşu ve herkesçe merak edilen diğer yönleri üzerine konuştuk. Nuray Mert, sert ve ironik üslubunun nedenlerini açıklarken, aslında dışarıdan görüldüğü kadar “muhalif olma meraklısı” olmadığının altını çiziyor. Özel üniversitelere tamamen karşı olmasına rağmen, bu üniversitelerde ders veren entellektüelleri maddi gereksinimleri nedeniyle görmezden geliyor. Bu arada bütün entellektüellerin birbirleri ile kavgalı olduğunun altını çizmeden de geçmiyor. Hiç kimseye yaranma gibi bir derdi olmadan yazan Nuray Mert, bu şekilde ayakta kalmak için insanın sadece medyada değil aynı zamanda tüm hayatında en ufak bir topluluğa bile sırtını yaslamaması gerektiğine dikkat çekiyor. Son olarak Nuray Mert, çoğu konuda fazlasıyla karamsar bir tablo çizmesine rağmen dünyada kurulu düzenin değişebileceğine dair inancını da asla kaybetmiyor.

Tüm yazılarınızda zekice kurgulanmış muhalif bir tablo göze çarpıyor. "Hep muhalif olmak" sizi tanımlayan tek şey mi?

Hep Muhalif Olmak’tan ne kasdettiğimi, bu başlık altında topladığım kitapta anlatmaya çalıştım. O yazıların ortak çıkış noktasını yansıtmaya çalışmıştım. Ne yazık ki, ‘herşeye, her zaman muhalefet etme’ merakındaymışım gibi algılandı, bu anlamda ne demek istediğime pek aldırılmadığını düşünüyorum. Aldıran, merak eden varsa, o giriş yazısına bakmalarını tavsiye ederim veya bu terimi hiç kullanmamalarını.

Ekşi sözlükte sizle ilgili güzel bir tanımlama var.

Kendini "son derece rasyonel, hiçbir burç, uğur inancı olmayan biri" olarak tanımlayan doğru düşünen, doğru ifade eden, cesur insan. Nişantaşı’nda oturmsına rağmen beyaz türklerin politik duyarsızlıklarını sürekli eleştiren kadın siyaset bilimci.Türkiye’de ki beyaz Türklerle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Beyaz Türklerle ilgili çok şey söyleyebilirim ama çok uzun sürer. Bu konuda uzun bir şey yazmayı düşünüyorum, Kanada’da ders veren sosyolog arkadaşım Sedef Koç ile bu konuda bir kitap derlemeye çalışıyoruz ama hep araya başka şeyler giriyor. Diğer taraftan, bu Beyaz Türkler konusunda, daha serbest üslupla ve Beyaz Türkün Seyir Defteri başlığı altında, bir süre imzasız yazdım. Önce, İstanbul Life dergisinde, sonra Akşam gazetesinin ekinde, isterseniz onlara bir göz atın.

Yazarken kullandığınız güncelliği, akademik geçmişinizle başarılı bir şekilde birleştiriyorsunuz. Almış olduğunuz tarih ve siyaset eğitimi yazarken size neler katıyor?

Bana ne kattı meselesini ben değerlendiremem. Ama, ben tarih çalışmadan sosyal bilimci olunmayacağına inanan biriyim. Aslında sosyal bilim veya siyaset bilimi de uydurma kategoriler, adı öyle konmuş bizde öyle kullanıyoruz, sosyal ve siyasal teori demek daha doğru. Siyaset veya sosyal kuram çalışmadan da bu konularda iri laf etmenin olsa olsa narsistik bir tavır olacağını düşünüyorum. Yani bunca adam bu konularda onca düşünecek, yazacak çizecek siz bunlar söylenmemiş gibi ‘bana göre demokrasi’ diye söze başlayacaksınız. Bu ‘özgüveni’ veya ben merkezciliği anlamakta zorlanıyorum.

Üslubunuz yer yer mizahi öğeler barındırıyor. Bu ironik yaklaşımız ile muhalif çizginizi sertleştirmeyi mi yoksa olayları ciddiyetten uzaklaştırarak eğlenceli hale getirmeyi mi hedefliyorsunuz?

Hiç bir şeyi hedeflemiyorum, sadece bazen kendimi tutamıyorum, kendime izin versem, üslubum daha ironik olurdu. Gündelik dilim ve bakışım öyle. Daha ciddi görünmek adına kendimi tutmuyorum, başka önemli bir nedenim var. İroni bir noktadan sonra siyasi nihilizme, apolitikliğe kapı açar. Politik doğruluğa inanan biri olarak, bu kapıyı açmaktan sakınmaya çalışıyorum.

Türkiye'deki entellektüeller hakkında neler düşünüyorsunuz? Peki, özel üniversitelerin entellektüellere öğretim üyesi kadrosu vermesine ne diyorsunuz?

Özel üniversitelere kategorik olarak karşıyım, ama madem böyle bir gerçek var ve insanlar geçimlerini sağlamak zorunda, oralarda ders verenleri kınamak gibi bir lüksümüz yok. Entellektüeller de çok geniş bir kategori, hangisi, hangileri? Kusura bakmayın, ama bunlara girip polemik yaratmaya hiç niyetim yok, bakın zaten tüm entellektüeller şu ara birbiri ile kavgalı.

Demokrasi kavramını çok fazla sorguluyor ve bu konuda farklı yaklaşımlar getiriyorsunuz. Şu anda Türkiye’deki demokrasinin durumu nasıl?

Sayımcım, sabah akşam bu konuda yazıyorum, merak eden varsa onları okur, burada yeniden başlamıyalım, öbür soruya geçelim.

Doktoranızı laiklik üzerine tamamladınız. Şu an ülkenin içinde bulunduğu laiklik çıkmazını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu sorunun cevabı da yukardakinin aynı.

Yazılarınız kimseye yaranmak gibi bir sıkıntınızın olmadığını gösteriyor. Türk medyasında tek başına ayakta kalmak ne kadar mümkün? Ve bunun ne gibi zorlukları var?

Sadece medyada değil, her yerde kimseye yaranmak gibi bir derdiniz olmaması için bir kaç şeye ihtiyaç var. Bunlardan biri, böyle bir derdiniz olması, yani bunu bir mesele yapmanız. İkincisi, böyle bir derdiniz varsa da, ekonomik özgürlüğünüz yoksa zorlanırsınız, benim çok şükür şimdiye kadar bana yetecek kadar maddi refahım oldu, Allah lafımla utandırmasın. Üçüncüsü, her türden cemaat baskısına şerbetli olacaksınız. Dini cemaatden bahsetmiyorum, her grup bir küçük cemaattir ve öyle davranır, uyumsuz üyeyi kendi yöntemi ile cezalandırır. Ben dinci diye adlandırıldığım zamanlarda Refik Meyhanede, sonra ‘kontr-gerillacı, aileden asker bağlantılı’ diye Yakup’da masa lincine uğramış biriyim (Oysa, ailemde tek asker yok). Bunlara prim verirseniz, kişiliğiniz yok olur vermezseniz sadece biraz sinirleriniz yıpranır o kadar.

Bazıları sizi çok saldırgan buluyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Çok mülayim bir insan olmadığım ortada, ama saldırganlığı kabul etmem mümkün değil, zaten kim herhangi bir olumsuz sıfatı kendine yakıştırır ki? İnsanlık hali, ‘yok öyle değil, ben aslında ipek huyluyum’ diye sayıp dökmeye gerek yok. Nasıl algılanıyorsanız biraz öylesiniz demektir. Sadece bazıları değil, çok insan beni saldırgan buluyorsa, üzülürüm, biraz toparlanmaya çalışırım.

Medyada kadınlar hâlâ çok ciddiye alınmıyor gibi gözüküyor. Siz bir kadın yazar olarak bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Ciddi şeyler yazanların, sırf kadın olduğu için ciddiye alınmadığını düşünmüyorum. Bu açıdan hiç bir sıkıntım olmadı. Yok, kadın yazar olmak, ‘illa özel hayat, duygu dünyası yazmaktır, yoksa erkek diline teslim olursunuz’ diyen varsa bilemem. Ama ben kadın deyince özel hayat ve duygu dünyası anlayanlardan değilim. Bu üslubuda, ciddiyetsizden ziyade yine narsistik buluyorum.

Ergenekon iddianamesi açıklandı. Ergenekon davasına nasıl bakıyorsunuz?

Bu soru da demokrasi, laiklik gibi yazılarımızın konusu zaten geçelim.

Türk basınında yaşanan polemiklere ne diyorsunuz? Sizin de dahil polemiklerden kendinizi nasıl koruyorsunuz?

İyi ki de koruyorum, daha ne kadar polemik konusu olacağım? Polemik olsun diye polemik çıkarmaktan sakınırım, ama hiç polemik yaratmıyayım diye de çaba göstermem. Belli bir düzeyde durduğunuz sürece polemik bir tartışma metodudur ve sakınılması gereken bir şey değildir diye düşünüyorum. Sadece, zamanında arkadaşlık ettiğim insanlarla şahsileşen polemiklerden çok büyük üzüntü duydum, ama içim bir açıdan rahat, hiç birini ben başlatmadım.

Dünyadaki kurulu düzeni tamamen değiştirmek mümkün mü?

‘Başka bir dünyanın mümkün olduğu’nda ısrar etmek bir inanç, hedef meselesidir, mantık meselesi değil. Ben buna inanmayı seçen biriyim. Bu benim için ahlaki, varoluşsal bir mesele.

AKP'ye açılan kapatılma davası sonuçlandı. Siz bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Yine, hatırlatayım, söyleyeceğim her şeyi söyledim.

Son olarak, Türk medyasında en beğendiğiniz yazarlardan bahseder misiniz? Kimleri okuyorsunuz?

Bu tür sorular bir kere sorulmasın, cevap verseniz, dedikodu olur, vermeseniz fazla diplomatik davranmış olursunuz. Sadece şunu söyleyeyim, konusuna, gününe göre değiştirerek herkesi okuyorum. Bazen bunalıp kimseyi okumuyorum. İtiraf edeyim, Ahmet Hakan, Kürşat Bümin, Nihal Bengisu başta olmak üzere Medyatava

 

Bu haber 264 kez okunmuş Haber henüz yorumlanmamış
YORUMLAR ( 0 ) YORUM EKLE
AKP Politikalarını Değiştirir mi?
Evet
Hayır
Fikrim Yok
Toplam Katılım : 1147
Anket Sonuçları
Kürt Paketinde İlginç ve Hızlı Gelişmeler
Önümüzdeki hafta hükümet açısından yalnızca uluslararası mali krizin etkilerine karşı korunma paketlerinin açıklanması açısından değil, PKK ile mücadele ve Kürt meselesine ilişkin yeni adımların atılması açısından da önemli gelişmelere gebe.
23 Kasım 2008
MHP'nin İl ve İlçe Başkan Adayları
Obama, Ankara'da Miting Yapabilir
Casus Uçak mı, Açık Hedef mi?
Gül'ün Diyarbakır Gezisi Ertelendi
436 Yıl Önce Patladı Yakısı Yeni Geldi!
Merkez Bankası'ndan 2 Önemli Karar!
AKP'yi Üzecek Karar
Trabzon'a Bakan Aday
ALES ve Ek Yerleştirme Açıklandı
Şimşek: IMF ile Anlaşma Tamam Gibi
AGB Bilişim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri