Ana Sayfa | İletişim | Haber Paylaşımı |
Millet Haber
Küçük'ten Gülen'in Okullarına Destek! Tek Kuruş Ödemeden Banka Alan Adam!! Mersin'de Polis Noktasında Patlama Büyük Bir Kriz Geliyor

Kürt Siyasetçilerin Ortak Paydası RANT

İç çatışmadan kasıt, Kürt mahalle bakkalına Türk müşterisi, ya da tersi, saldırır mı gibi bir soru ise, hayır görmüyorum. Meğer ki, çok çok başarılı provokasyonlar olsun, husumetin sokaktaki insanlara bulaşacağına inanamıyorum. Fazla naz aşık usandır
Haberi Yazdır 3 Nisan 2008 11:23

 
2023- ABD Büyükelçisi Wilson geçtiğimiz aylarda bazı seçilmiş siyasileri sabah kahvaltısında toplayarak görüşlerini aldı. Bu görüş alışverişi sırasında genel talebin federasyon olduğu kamuoyuna yansıdı. Öncelikle bu toplantı ile anlatılmak istenen nedir? Perdenin arkasındaki karanlıkta neler olup bitiyor?
 
Şimdi, tabii ben gazeteci değilim. Ve ne yazık ki, hiç bir olayın bırakın perde arkasını, perde önünü bile medyadan öğrenemezsiniz; o kadar yalapşap, o kadar salapati, o kadar düzensizdir medya. Hâl böyle olunca, meğer ki yüksek düzey bir istihbarat elemanı olasınız, size, bize kalan genel resimden yorum çıkarmaktan ibaret oluyor. Bunun da yetersiz olduğu kadar tehlikeli olduğu açık. Elde yeterli veri olmayınca, “akıl yürütmek” zorunda kalıyorsunuz, bu da bizi gerçekdışı değerlendirmelere götürebiliyor. Bir dönemin sofistleri gibi, kendimizi atın ağzında kaç diş olduğunu kalkıp sayacağımıza “düşünerek” sapmaya çalışır oluyoruz! Komplo teorilerine dalma tehlikesi bir yana, spekülasyon gibi işlevsiz bir faaliyet içinde debelenip durmak da kaçınılmaz oluyor. Bütün bunları söyledikten sonra, Wilson toplantısı ne ilk ne de son olduğuna işaret edeyim. Varsa bir farkı, dağda değil de göz önünde toplanılması ki, belki de buna bile şükretmek lâzım. Federasyon talebi de yeni değil! Benim bildiğim en az 40 yıldır konuşulduğu. Hatırlarsınız, TİP’in 1969 kongresinde resmiyete dökülmüştü. Wilson kahvaltısının “gerçek” nedeni dediğiniz de, kellim kellim lâyenfa! “Federasyon” talebi.
 
2023- Toplantıya yansıyan federasyon talebini haklı çıkaracak bir altyapı ülkemizde var mı?
 
- Dünyada hâlen 200 kadar devlet ve yaklaşık 5,000 kadar da “etnik grup” var. Yeni Dünya Düzeni, küresel köy filân derken, grup-aidiyetlerinin yeniden dirildiği, “Yeni kabilecilik” denilen dönem yaşanıyor. “Yeni kabilecilik,” etnik grupların parçası oldukları ulusal devletlere egemen olmak mücadeleleri olarak tanımlanıyor. Ortak noktaları; mücadelenin doğru ya da yanlış (daha doğrusu kurgulanmış) bir tarihi bir arkaplânı olması; insanların sığınmacı ya da göçmen olarak bir başka devletin topraklarında yaşıyor olmaları; insanları kendi seçimleri olmayan bir devletin topraklarında yaşamaya zorlayan bir sınırın ya sömürgecilerin dayatmaları ya da dönemin egemen güçleri tarafından keyfi olarak çizilmiş olması; ulusal devletin sınırları içinde yaşayan çoğunluğun, sayıca az olanların demokratik haklarını vermiyor olmaları; ya da, tam tersi, ulusal devlet içindeki küçük bir azınlığın ülkenin ekonomik, siyasî ve askerî gücünü elinde tutması; ulusal devletin yerleşik toprakların asıl sahiplerinin (Kızılderililer, Avusturalya Aborijinleri gibi) sömürgeci güçler tarafından yeryüzünden silinme noktasına getirilmiş olması; farklı dinler ya da mezheplerden olmaları. Bizim Güneydoğu sorunumuzun bu koşulların herhangi birine uydurularak savunulur hâle getirilmesi, ayrılıkçı taleplerin “haklı” bulunması hem geçmişin hem de şimdini epey tahrifatını gerektirir ki, bunlar kolay işler değildir. Ne ki, zor oyunu bozar diye de bir gerçek vardır. PKK de bu yolu deniyor zaten.
 
2023- Siyasi isteklerdeki farklılıkları anlamak mümkün ama kültürel altyapıda çok büyük farklılıklar görüyor musunuz?
 
Hayır, “çok” şöyle dursun, muğlak olmakla birlikte, “Kürtçe” diye bilinen diller manzumesinin köken farklılığından öte dişe gelir bir “ötekilik” de görmüyorum.
 
2023- Türkiye’nin yaşadığı bu sorunla ilgili olarak sorulan bütün sorular ve soruların cevaplarında apaçık sırıtan bir emperyalizm yok mu?
 
Olmaz mı?! Maurice Barres denilen sömürgeciliğinin akıl hocası Fransız’ın kitabının henüz mürekkebi kurumadı. Hatırlarsınız, “Çalışabileceğimiz elit entelektüel bir zümreyi nasıl meydana getirebileceğiz,” diye dertleniyordu, “Kökünden koparılmamış, kendi ölçüleri içinde gelişmesini sürdüren, aile gelenekleri içinde yaşayan ve böylece bizimle yerli yığınlar arasında bir bağ bir bağ görevi yüklenebilecek Doğuluları nereden bulacağız? Bizim gelenekteki politikamızın tavsiye edilebilecek şeklini oluşturacak anlaşmalar ve bağlantılar arasındaki akrabalıkları ‘Kendi ulusal kaderinin geleceği adına’ bizim zihin gücümüzle bir arada olmak zevkini uyandırmamız gerekir.” Rahmetli Anter’den, Leyla Zana’ya, Baydermir’e kadar bu “aydın”lar nereden çıktılar sanıyorsunuz?
 
 
2023- Kültür, silah seslerinin susmadığı Ortadoğu coğrafyasında aslında en çok kullanılan silah. Tehdidin nereden geldiği belli iken Türkiye’de bu alanda pek de olumlu gelişmeler yaşanmıyor. Mesela Erbil’deki Kürtlerin İbrahim Tatlıses dinlemesi dışında politikasızlık ya da kafa karışıklığı var. Siz bu görüşe katılır mısınız?
 
- Doğrusunu isterseniz, ben dışarı kültür ihraç etmeye harcayacağımız zaman ve parayı, kendi ülkemizde kendi halkımız için kullanmanın daha verimli olacağını düşünüyorum. Sizi temin ederim, meselâ, İngiliz kültürün kurslarıymış, sergileriymiş, bir Margaret Thatcher’in Falkland kükremesi kadar etkili değil.
 
2023- Ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik en önemli tehditler son 20 yıldır hep Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan geliyor. Sizce aynı merkezden kaynaklan çıkışların temel sebebi nedir?
 
Seçici algılama! Az önce de işaret etmeye çalıştım, en az 40 yıl önce aleniyete dökülen bir çabadan bahsediyoruz. Unutmayın, 1915’de İngilizler bölgeye 100 küsur mükemmel Kürtçe (ve lehçeleri!) konuşan siyasî subay göndermiş, çalışıyorlardı. Misyonerler daha 1820’lerde buradaydılar ve bini bir paraydı. Bu bölgenin kuzeyinde -Hazar havzasından bahsediyorum- ve güneyinde trilyon dolarlarla ifâde edilen petrol yatakları olduğu sürece, “ayrılacak” birileri mutlaka bulunacaktı! En uygun etnik grup da elbette Kürtler olacaktı. Çeçenler, salt millî duygularla, tahriksiz mi kıpırdadılar sanıyorsunuz? Soros oralarda ne yapıyor? Hesaplanmış, dayatılmış, aydınları yetiştirilen bir hareket olduğunu düşünürseniz, yığından çekeceğiniz ilk dosyanın Güneydoğu olacağı açıktır.
 
2023- Yazılarınız başta olmak üzere pek çok kaynaktan emperyalizmin bölgede oynadığı oyunun farkında olan birçok insanın olduğunu anlıyoruz. Batı emperyalizminin bu pervasızlığını neye bağlıyorsunuz?
 
“Güç.” Başta gelen askerî-endüstriyel güç. Allah’tan kendilerini beğenmişlikleri, başka medeniyetleri doğru okumalarını engelliyor da, ayaklarına dolanabiliyor. Yoksa, emperyalizm, kolay iş değildir. Edebiyatçınızdan, “bilim” adamınıza kadar keşif kollarınızı yetiştirecek, subaylarına Kürtçe öğretmeye daha asrın başında, ortada fol yok yumurta yokken başlayacaksınız. Öngörü, sebat, ince ayar, hırs hepsi var.
 
2023- Bölgedeki Türk aşiretleri ile Kürt aşiretlerinin yaşayışları açısından çok fazla farklılık yok. Ayrılmak isteyenler var ama asıl soru şu: Bin yıldır beraber yaşayan bu insanları bir arada tutan nedir?
 
- Başta, benzer dünya görüşü. Sonra, paylaşılacak ya da adâletsiz paylaştırılan bir şeylerin yokluğu; sonra, Batı anlamında milliyetçilik/ırkçılık nedir bilinmemesi; sonra ayrılıkçılığın bir “rant” hâline gelmemesi. Ne olduysa 1800’lü yıllarda başladı ki, bu da Avrupa emperyalizminin bir vakıa olmasıyla çakışır.
 
2023- “Kürt halkı” söylemini sürdürebilmek için yıllardır Türkiye’de “Mozaik”, “Halkların Kardeşliği”, “çok kültürlülük” gibi sloganlarla şekillenen ve etnisite olgusuna dayanan bir söylem devam ettiriliyor. Ama siz, Kürtlerin Aryan olmadığını, Kürtçe denen dilin İndo-İran dil ailesinden olmadığını söylediniz. Bu biraz ezber bozmak değil mi? Bu ifadelerinizi neye dayandırıyorsunuz?
 
Bakın, bizimki kadar büyük bir imparatorluğu tasfiye eder de, kıyaslama ile minicik Anadolu’ya sıkıştırırsanız, benim Arnavut ya da Boşnak akrabalarım varken, sizin, meselâ, Giritli ya da Çeçen, ya da Arap, ya da Kürt atalarınızın olması normaldir. Meğer ki, “üstün ırk” formülüne bel bağlamış bir ırkçı olasınız, hiç bir şey ifâde etmeyen geçmişlerdir bunlar. “Mozaik” diye Rusya gibi 136 etnik grubun yaşadığı, Ortodoksluktan, Hıristiyanlığa, Müslümanlık’tan Budizme, beş temel dinin ve yüzlerce (abartmıyorum!) mezhebin yaşadığı ülkelere derler! Rusya gibi, Endonezya gibi, Amerika gibi, sayın artık... Kürtlerin “Aryan” olmadığını söylerken, “Aryan” diye bir ırkın kurmaca olduğunu hatırlatıyorum! Dikkat buyurun, söylemiyor, hatırlatıyorum! Hangi haysiyet sahibi tarihçi, antropolog, dilbilimci, sosyologu okusanız bunun böyle olduğunu öğrenirsiniz. Bu bakımdan, benim bozduğum “ezber” değil, cehalet ve cehaleti sömüren propagandadır! Tek benim gayretimle de olmaz; başta Kürt aydınlarının kendileri, okumak, öğrenmek lâzım! Öyle von Papen buyurdu diye olmuyor, hatta gülünç oluyor bu söylemler!
 
2023- Bir de madalyonun öteki yüzü var; Türkler inatla Kürtlerle birlikte olmak istiyor, bunun böyle olmasını savunan Kürtler de var. Bu durumu nasıl açıklarsınız?
 
Efendim, demin anlatageldiğim sebeplerden! Tavuk kümesine tilki sokmadığınız sürece, ki bu “tilki” bilimsel ses veren bir nazariye ya da düpedüz bir böl-yönet sömürgecisi olsun, insanlar niye birlikte olmak istemesinler ki?! Kimse kimsenin tavuğuna kış dememiş yaşayıp giderken, hangimiz bir diğerimize selam vermeden önce şeceresini sorarız? Neden soralım?
 
2023- Türkiye’deki sol siyaset anlayışının içinden çıkan ve ona göre şekillenen bir tırnak içinde Kürt siyasetçisi bir kesim var. Bunun yanında liberal partilerin için de bir Kürt siyasetçiler var. Bir de bunların oy aldıkları taban var. Taban ile siyasetçilerin talepleri örtüşüyor mu? Gerçekten Kürtçe konuşan insanlar bazı ağızların durmadan tekrarladıkları talepleri var mı?
 
Son sorunuzdan başlayalım, hayır, Kürtçe konuşan insanların hep bir ağızdan tekrarladıkları homojen bir talepleri yok. Henüz yok, çünkü Kürtçe konuşan insanlar yekpare bir blok değiller, çünkü, ne homojen bir dilleri, ne homojen bir tarihleri, ne de homojen çıkarları var. Kürt kimliği altında siyasete soyunanlara gelince; ne kendileri homojen çıkarları temsil ediyorlar, ne de seçmenleri homojen. Bir kördöğüşüdür ki, varsa bir ortak paydası, ranttır, itibardır. Sol siyasetten çıkmaları doğaldır, çünkü bu insanları siyaset sahnesine çıkaran, görünülürlük kazandıran Türkiye’nin sol akımlarıdır. “Türk solu”nun komünizmin sevimsiz yüzünden kurtulup (ki, bunu da SSCB’nin yıkılışına borçluyuz) kendisini “liberal” cenaha entegre etmesi, Kürt kimliği altında siyaset yapmak isteyenlere de yeni bir kapı açtı. Üstelik, daha mümbit bir kapı açtı, çünkü Komünizm kötü şöhreti, liberalizmde yok. Ya da henüz, 2000’li yılların ilk on senelerinde yok.
2023- Ortadoğu coğrafyasında siyaseti ittifaklar ve düşmanlar şekillendiriyor. Başta Türkiye olmak üzere bölgede yaşayan Kürtler bu ittifaklar siyasetinden nasıl etkileniyor? Bir aşama ilerisinde yarın bu ittifaklar siyaseti Kürtleri nasıl bir duruma taşır?
 
Aşiret toplumlarında bugün biriyle yarın başkasıyla ittifak kurmak hep vardı, hâlen de var. Ben kendi adıma Kürtlerin binlerce yıldır yaşadıkları bu coğrafyada bir devlet kuracak donanımı elde edememiş, Osmanlı’nın enkazından bile kendilerine bir devlet oyamamış olmalarının nedenini aşiret düzenini inatla yüceltmelerine bağlamak eğilimindeyim. Bu tutumlarının, bugünden yarına değişeceğini gösteren emareler de görmüyorum. PKK’nın kendi halkına bile yar olmayan ayan beyan bir terör örgütü olduğunu görmezden gelme çabalarının da aynı ruh hâlinden kaynaklanabileceğini düşünüyorum. Çamurdan olsun bizim olsun şeklindeki tutum sürdükçe, eleştiri mekanizması işlemedikçe, bugün Amerika, yarın Rusya savrulup duracaklar diye korkuyorum. Öte yandan, makul olan, Türkiye sağlam bir şemsiye olduğu sürece, bizim kan kardeşlerimizle birlikte ve dünyayı doğru okuyarak yaşayıp gitmemizdir.
 
2023- Ben bir Kürt aydını olsaydım, Türklerin niye soyumu ille de kendilerinden bilmek istediklerini, "dağ Türkü" filân gibi aidiyetler icat ettiklerini merak ederdim.” Diyorsunuz makalenizde. Türkler neden böyle bir yaptı yıllarca. Sonra bu iddia ciddiye alınmamalı gerçekten, zira Orhun kitabelerinde geçen bir Kürt beyi ifadesi var.
 
“Dağ Türkü” icadı bence hissedilen bir yakınlığın ifâdesidir; üvey kardeşim demeye dili varmamış, kan kardeşim tanımını akıl edememiş sanki. Ha şimdi şu soru da sorulabilir, niye Kürt, Türk’ten de, Türk Kürt’ten değil? Meselâ, neden “ova Kürt’ü” diye bir tanım doğmamış? Bana sorarsanız bunun nedeni Türk tarihinin Orhun anıtlarının da kanıtladığı gibi, daha “dokümente” bir tarih olmuş olması. Hem daha belgeli, hem de daha aleni. “Kürt” diye bir topluluğun varlığı, 19.yüzyıldan önce bilinmiyor dahi. Oysa, daha 1088’de Papa İkinci Urban’ın “lânetlenmiş ırk” diye haykırdığı “Türk” var. Adamın nutku Ortaçağ Fransız edebiyatının en iyi metinlerinden birisi olarak bilinir: “O Frenk Irkı! Tanrı’nın sevdiği ve seçtiği ırk!...Kudüs yöresinden ve Konstantinopl’dan gelen elim raporlara göre lânetli bir ırk, Tanrı’dan bütünüyle uzak bir ırk, Hıristiyan topraklarını vahşice işgal etti..” diyerek gider. Söyleyeceğim, bu “kötü şöhretli” olduğu kadar da gündemden düşmeyen “Türk,” 2007’de de burada ve yine ama başa güreşiyor. Ve petrolsüz, doğal gazsız! Bundan böyle kendisine “ova Kürt’ü” dese de kimseyi inandıramaz! Ne yapalım, kendisine Türk diyen bizim gibilerin de böyle bir kaderimiz var. Üstelik, aman diyene kılıç çektiğimiz, meğer ki açık seçik düşmanlık etsinler, kimseyi dışladığımız görülmemiştir. Ne tuhaftır, örneğin, Nezan Kendal gibi bir “aydın” bile “Kemalist milliyetçilik” diye yerden yere vurduğu “ideoloji”nin müsebbibi olarak aşağıladığı “Munis Tekin Alp”ın, asıl adı “Moiz Kohen” olan bir Türk Yahudisi olmuş olmasının telmihini dahi düşünmek istemiyor. Nasıl “ırkçılar”dı ki, bu Türkler, hayatî belgelerini gayrimüslim birine yazdırdılar? Nasıl oluyor da 1932’de Türk Dil Kurumu’nun baş uzmanı Agop Dilaçar’dı?
 
2023- Doğu ve Güneydoğu Batı’nın ötekisi mi yapılmaya çalışılıyor?
 
Bahsettiğiniz “Batı” Türkiye’nin Batısıysa, yok böyle bir şey. İsteseniz de olamaz. Herkes herkesle iç içe çünkü.
 
2023- Son zamanlarda birileri tarafından dillendirilen bir teori var: Kuzey Irak yeni yavru vatan olsun şeklinde. Türkiye’nin mevcut kimliğini de tartışmaya açan bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Vallahi, benim hissettiğim petrol de orada, bizim kan kardeşlerimiz de; hani hep birlikte nemalansak ya da nemalansanız fena mı olur şeklindeki bir ütopyanın dillendirilmesi gibi bu. Kağıt üzerinde, hiç de fena olmayan bir mühendislik projesi ki, Koalisyon güçlerinin işine gelir. Tabiî, Rusya hariç diye eklemek lâzım. Öte yandan aman dikkatli olmak lâzım, zira biz tarihimiz boyunca resmî sınırlarımız dışında hiçbir yerden ekonomik fayda görmeyi beceremedik; tersine hep verdik. Veremeyecek duruma geldiğimizde de azar işittik, hatta ihanet gördük. Mısır’da Atatürk aleyhine söylenenleri duysanız, öfkeniz geçtikten sonra söyleyene acımaya başlıyorsunuz, öyle bihaber dünyadan. Endonezya’ya kadar gittik, şehit verdik, âlem petrolle döner, bugün bile sarayını olsun, kraliyet ailesini olsun, Endonezya petrolüyle ayakta tutarken, biz bir hindistan cevizi olsun getirebilmiş değilizdir. Bir de üstelik “demokratikleşme” fetvalarını dinleriz. Bana sorarsanız, herkesin sazlığı kendisine; didişeceklerse, kendi sazlıklarında didişsinler. Biz kendi turnalarımıza bakalım. Eğitimdi, sağlıktı, yerlileşmeydi, dünya kadar işimiz var yapacak.
 
2023- Son olarak Türkiye’de bir iç çatışma ihtimali görüyor musunuz? Sorunun çözümü için ne yapmak lazım?
 
İç çatışmadan kasıt, Kürt mahalle bakkalına Türk müşterisi, ya da tersi, saldırır mı gibi bir soru ise, hayır görmüyorum. Meğer ki, çok çok başarılı provokasyonlar olsun, husumetin sokaktaki insanlara bulaşacağına inanamıyorum. Olursa da, sağda solda bir kaç olayla sınırlı kalır sanıyorum. Ama buruluyoruz, tabiî. Fazla naz aşık usandırır darbımeselinin gerçeklik içerebileceğini de gözardı etmemek lâzım. Ne yapmak lâzıma gelince, donanımlı oldukları kadar da âdil, Kürt önderlerinin de yetişmesine yer açmak lâzım. Malûm, marifet iltifata tabidir.
 
(2023 Dergisi Şubat 2008)

Bu haber 665 kez okunmuş Bu haber 1 yorumlanmış
YORUMLAR ( 1 ) YORUM EKLE
AKP Politikalarını Değiştirir mi?
Evet
Hayır
Fikrim Yok
Toplam Katılım : 259
Anket Sonuçları
Ergenekon ve Geçmişi Temize Çekmek
Tam da bu nedenle, memleketin ne kadar meselesi varsa ucu Ergenekon’a açılıyor. Otoriter zihniyet, her sorunun kuyruğunu birbirine bağlayıp, manipülasyon üzerinden bunlardan kurtulmaya çalışıyordu
12 Ağustos 2008
A.Turan Alkan'dan: Ahbablarımı Kınıyorum
Rusya-Kırım-Kafkasya
Fenerbahçe Bombayı Baskette Patlattı
Peşmergeler Irak Ordusu ile Çatışmaya mı Hazırlanıyor?
Küçük'ten Gülen'in Okullarına Destek!
Gürcistan Bahane; Yeni Bir Yalta Paylaşımı Gelebilir!
Özledik Bu Sevinci!
NATO'dan Rusya'ya Sopa, Gürcistan'a Havuç
Kulislerdeki Sürpriz Belediye Başkan Adayları
Erdoğan'dan Sürpriz Ermenistan Çıkışı!
AGB Bilişim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri